BEL ve OMURGA HAST. Terapi Yogası Sistemi
WAIST AND SPINE YOGA BEL OKULU(bel hastalıkları neden oluşur ve korunma yöntemleri)PPS. DOSYASINI indirmek için tıklayın.
Ama 2003 senesinin sonlarına doğru artık hiçbir şekilde herhangi bir yerde oturamıyordum ve derslerime giderken plastik yastığımı da yanımda taşıyordum. Ama yoga derslerime ara vermeyi asla düşünmedim. Daha doğrusu yapılan hareketlerin yanlış uygulatılmasının bu ağrıları çoğaltacağını henüz bilmiyordum.2004 senesinde çekilen bir emar sonrasında koksis bölgemdeki ağrılardan sonra bu kemiğin alınmasına karar verildi ve ameliyat oldum.(15.02.2004).Fakat ağrılarım geçmediği gibi daha da arttı.İstanbul da gitmediğim doktor kalmadı ve sonunda bir doktor bu rahatsızlığımın belimden kaynaklandığını hatalığımın ise Faset eklem hastalığı , aynı zamanda sakroliak eklem disfonsiyon bozukluğu ve priformis sendromu olduğunu teşhis etti. Yapılan ameliyat hatalı idi ve hastalığımın ilerlemesini daha da arttırmıştı. Uygulanan kortizon tedavileri devam ederken ben öğretmen olmuş ve yoğun bir şekilde ders vermeye başlamıştım.Ve doktorum artık ömrümün sonuna kadar bu ağrıları çekeceğimi, bacağımın belki birkaç santim kısalacağını ve bu yoğunlukta ders vermeye devam edersem sonunda yatalak bile olabileceğimi ve işimi bırakmam gerektiğini söyledi. Zaten artık yatakta bile yatamaz durumda idim ve belim devamlı tutuluyordu, devamlı artan ağrılarla derslerimi vermek zorunda kalıyordum .Ağrılarımı azaltmak için yapılan kortizon iğnelerinden böbrek üstü bezlerim, yani kortizon salgılamam sıfıra indi.Bütün bu sıkıntılarımın üzerine aşırı yorgunluk ve tansiyon problemi de yaşamaya başladım.
Amerikan hastanesinde bir endokrin doktoru ile yaptığımız kısa bir kortizol alımı ile kortizonum kısa sürede eski düzeyine geldi. Doktorum bile bu kadar kısa sürede kortizonun bu kadar iyi bir seviyeye gelmesine şaşırdı. Ama kendisine her gün uygulanan yoga çalışmamasının bütün hormon sistemlerini daha çabuk aktive ettiğini anlattım. Bu sırada hastaneye gidip gelirken Amerikan hastanesinde Fizik Tedavi Bölümü Başkanı, Saygın dostum Sn. Dr.Önder Çerezci ile karşılaştım. Çünkü bir fizik tedavi denenmesi konusu da gündemde idi. Yapılan işlemleri anlattım ve konu hakkında bütün bilgiyi kendisine aktardım. Bir kaç sefer kendisi ile derin tartışmalar yaptık. Kendisi fizik tedavi yapılmasının bir sonuç getirmeyeceğini, yalnızca fizik hareketlerini mutlaka uygulamam konusunda diretiyordu. Oysa ben zaten yoga yaptığımı ve farkının ne olduğu konusunda bir türlü ikna olamıyordum. Fizik tedavi olmam konusunda diretip kendisine baskı yapıyordum. Yaptığımız bütün bu tartışmaların sonucunda, bazı fizik tedavi hareketlerin kesin olarak her gün uygulanması halinde rahatsızlığımdan kurtulacağım konusunda bir miktar ikna oldum.Ama hala biraz şüphelerim vardı. Ve kendisine üç ay deyip bakacağımı söyledim.Sonra da kontrole gidecektim. Çünkü bende yaptığım bütün araştırmalardan ve doktor arkadaşlarımdan aldığım anatomi bilgilerinden sonra ,okuduğum kitaplar ve yoga antomisi konusunda izlediğim cd ler ile yeterli anatomi bilgisine sahip olmuştum. Yaptığım araştırmalar ve aldığım bazı anatomi eğitimleri de kendi eğitmenliğim içinde son derce gerekliydi zaten. Çünkü tek omurga ile yapılan çalışmayı yani Yoga sistemini uygulatıyordum. Kendisine beni ikna ettiği için ve bu uyguladığım sistemi geliştirmeme ve uygulama konusundaki kararlılığıma destek verdiği ve sonuç olarak yardımlarını ve bilgilerini eksik etmediği için buradan ayrıca sonsuz teşekkürlerimi sunmak isterim. Kendisini önerdiği hareketleri uygularken hareketlerinin çoğunun yoga hareketleri ile bağdaştığını gördüm. Değişiklik olarak bel ve omurganın kuvvetlenmesi için uygulanan sistem, hareketlerin kasları sıkarak yapılması idi. Bu hareketleri yavaş yavaş derslerin içine katarken bu güne kadar yaptığımız çalışmalarda bir çok hareketin belimize zarar verilerek yaptırıldığını fark ettim. Yani senelerce bel kaslarımızı daha da zedeleyecek şekilde çalışmıştık.Ayrıca aldığım Bir IYENGAR YOGA sistemi eğitimi sırasında sistemin aynı şekile yakın uygulatıldığını gözlemledim. Ve BÜTÜN HAREKETLERİ BU SİSTEME GÖRE UYGULAYARAK BEL VE OMURGA HASTALIKLARI TERAPİ YOGASI (waist and spine yoga) SİSTEMİNİ oluşturdum. Öne ve geriye gidişlerde omurgamızı kullanma biçimini değiştirerek son derece güvenilir bir sistem yarattım. Son olarak bütün bunları Sn. Önder Çerezci ile de paylaştığımda ve karşılıklı olarak anlattığımda, kendisi de bu sistemi onayladı ve ortak bir sitem oluşturarak ileride Amerikan hastanesinde kurulacak bel okulunda bilgileri paylaşmaya karar verdik. Hastalığım şu anda aradan sekiz ay geçmesine rağmen tamamen geçmiş durumda.2002 yılından beri hiçbir tedaviden sonuç almadığımı düşünürsek son derce harika bir sonuç. Hiç bir ağrım ve bel tutulmam yok. Gelen öğrencilerimden bel fıtığı bile olanlar düzenli olarak bu sistemi uyguladıklarında bir ay sonra yataklarında bile yüzükoyun yatar duruma geldiklerini söylüyorlar. Sonuç olarak kullandığım bu sistem İntegral Yoga sistemi ile harmanlanmış, Bel ve Omurga hastalıkları terapi yogası sistemdir. Ve sonsuz sağlık yolunda güvenle uyguladığım bir sistemdir.
(http://www.romatem.com/web/products/romatizma/belagrilari.asp) tıklayın.
Bel ağrıları genelde omurganın sonunda kasların kemiğe yapıştığı yerde hissedilir. Omurga anatomisi kuvvetli ve yassı kemiklerin üst üste gelmesi ve aralarında disk denen oluşumların desteklenmesi ile oluşur.Omurlar ligamentler aracılığı il bir birbirine bağlanır ve vücudun kuvvetli kasları ile desteklenir.Omurga boyunca uzanan kanala omurilik kanalı denir.Her bir omurun birbiri ile birleştiği noktada iki yöne açılan birer deli vardır ve buradan spinal sinirler çıkar. Bu sinirler kendi bölgelerindeki kasları, organları ve cildi inerve ederler. Omurgamız değişik vucut bölümlerinde değişik isimler alırlar.
* Servikal omurlar, boyunda
* Dorsal omurlar ,sırtta
* Lumbar omurlar,bel de
* Sakral omurlar,pelviste
* Koksis,kuyruk sokumundadır
Sakroiliak eklem ise gerçek bir sinovyal eklem olarak kabul edilir. Ağrıya hassas yapılar yönünden zengindir. Eklemin stabilitesi bir seri ligaman tarafindan saglanır. Eklem küçük olmasına rağmen çok fazla yük altında kalan eklemler arasındadır. Ağrı genellikle eklemin arka yüzünden gelişir. Kalçaya yayılabilir. Bazen dize kadar inebilir. Bu eklem osteoartrit, romatoid artrit, gut, ankilozan spondilit gibi hastalıklardan etkilenir. Özellikle ankilozan spondilit benzeri hastalıkların çok sık tuttuğu bir eklemdir. Tanıda kalça ve kasık agrısı, eklem üzerinde hassasiyet ve asagıda sayılan manevralarla agrının olmasi tanıyı kolaylaştırmaktadır.Bu yukarıda YAPILAN KUVVETLENDİRME HAREKETLERİ belin kendini korumaya almasına oradaki kasların ve sinirlerin kuvvetlenerek ağrının yavaş yavaş kaybolmasına yardım eder.Yoga hareketleri ile kuvvetlendirmek ve iyileşme de bu aşamada devreye girmektedir.Uyguladığım sistemle gün be gün bütün bu rahatsızlıklar ortadan kalkmakta ve hasta son derce rahat bir şekilde artık günlük hayatına devam eder duruma gelmektedir..
Proksimal siyatik nöropatilerde lateral turunkusu yapan peroneal lifler her zaman daha fazla tutulma eğilimindedir. Lateral turunkus muhtemelen iki nedenle daha kolay yaralanır: a) lateral turunkus siyatik çentikte açılanma yapar ve esnekliği olmaksızın sımsıkı durur. b) medial turunkusa göre daha az konnektif doku içerir, daha büyüktür ve daha az fasikül içerir, bundan dolayı gerilmelere karşı esnekliği daha azdır.
Banu DEĞER.











